Pandemiden sonra ilk hac heyecanı

Diyanet İşleri Başkanlığı organizesinde hac farizasını yerine getirmek üzere Türkiye ve yurtdışından gelen Türk hacı adayları, günlerini tavaf ve dua ile geçiriyor. Onlardan biri de Almanya doğumlu Hicret Işık (32). Gurbetçi hacı adayı, Almanya’da berberlik yaptığını ve 3 yıllık evli olduğunu söylüyor. Kutsal topraklara 6 yıldır gelmek istediğini belirtiyor ve ekliyor: “Hac’ca yazıldım. Bu sene..

Yazar : Tarih : Okunma : 0 views Yorum Yap


Diyanet İşleri Başkanlığı organizesinde hac farizasını yerine getirmek üzere Türkiye ve yurtdışından gelen Türk hacı adayları, günlerini tavaf ve dua ile geçiriyor. Onlardan biri de Almanya doğumlu Hicret Işık (32). Gurbetçi hacı adayı, Almanya’da berberlik yaptığını ve 3 yıllık evli olduğunu söylüyor. Kutsal topraklara 6 yıldır gelmek istediğini belirtiyor ve ekliyor: “Hac’ca yazıldım. Bu sene nasip oldu. Buraya gelince buz kesildim. Çünkü çok çabaladım, çok koşturdum. Burada dünyalık hiçbir işimi düşünmüyorum.”

ALLAH TÜRKİYE’Yİ KORUSUN

Kabe’yi ilk gördüğünde çok mutlu olduğunu, Allah’tan herkesin Kabe’yi görmesini temenni ediyor. Türkiye’ye dua ettiğini dile getiren Işık, “Vatanımızdan Allah razı olsun. Rabbim bizlere birlik ve beraberlik versin. Bizleri güçlendirsin inşallah” ifadelerini kullanıyor.

ÖMRÜMÜ TAÇLANDIRDIM

Savaş Çelikkanat (60), evli ve 3 çocuk babası. Mekke-i Mükerreme’ye ilk kez ayak basıyor. Mutluluğu ve heyecanı gözlerinden okunuyor. Çelikkanat, şöyle diyor: “Bu şehre dünyanın dört bir tarafından insan geliyor. Kardeşliğin en güzel misallerini görüyor ve yaşıyoruz. Buraya gelerek ömrümü taçlandırdım. Allah’ın evini ilk gördüğümüzde gözyaşlarımıza hakim olamadık. Yıllardır özlem duyduğumuz Kabe’yi tavaf etmek nasip oldu.”

O DUYGUNUN TARİFİ YOK

İsa Afacan (32), Bolulu. İslâm’a gönül vermiş olmanın hazzından bahsediyor. “Kabe hasretiniz nasıl dindi?” diye sorduğumuzda yutkunuyor ve ekliyor: “Rabbime ne kadar şükretsem azdır. Kâbe’yi oturup izlemenin verdiği tadı anlatamam. O duyguyu, orada yaşadıklarımı kelimelerle anlatmak mümkün değil. Orada boş durup Kâbe’yi izlediğim vakit bile adeta bu dünyadaki bütün sıkıntımın ve stresimin üzerimden kalktığını hissediyorum. Orada kendimi evimden bile daha güvende hissediyorum.

GENÇKEN GELİNMESİ GEREKİYOR

Afacan, kutsal topraklara özellikle gençken gelinmesi gerektiğini ise şöyle özetliyor: “Kutsal toprakların kokusunu alan bir daha buradan kopmak istemiyor. ‘Yaşlanırken gidilir’ diye bir algı var. Hâlbuki bunun hiçte öyle olmadığını buraya gelince bir kez daha anladım. Gençken alınacak lezzet hiçbir yaşta alınmıyor. Gençken Sevr, Hira mağaralarına çıkabiliyorsun. Yaşlılar bazı yerlere giremiyor, yürüyemiyor, zorlanıyor.”



Source link

Haberi paylaş
edithaber (zarahaber58@gmail.com) Websitesi